2010-08-27

touching the hair
-a gorilla pounds on chest-
for numerous reasons
-always with only one-

you don't die enough to cry

irrelevant
how much pretend we play
the sun, the sand, and the sea
fill the cracks in between
and hush the calls of Sirens


"You don't die enough to cry."
- Jack Kerouac, On the Road, Part 3, Ch. 5

2010-08-22

çek kotunu üstüne gözüne hapset maskarayı
saçlarında şampuan kokusu ellerin mürekkep
akşamdan kalmış gözlerin
aşilden soktun ya çomağı
kırmızı kum taneleri akıyor her adımına
açık yaraya kolonya sıkmak nerden çıktı
nerden çıktı beyaz gömleğin
sakin gözlerin pişmansız kalbin
dün sabaha karşı camına taş atmışsın
yazık değil mi neden belkileri saldın doğaya
saatin kırıldı kanıyor kum taneleri
kapıyı sıkıca çek gözüne gökyüzü kaçmasın

2010-08-15

i write
to have written

i wrote
i will be writing

2010-08-11

gözgöze geldiğimiz an biliyordum kokunu. ilk cümlende ezberledim yürüdüğün yolları. adın dudaklarıma ilk yapıştığında farkettim köşe başında bekleyen aşkı.

kase kase yalanlar geldi kapıma, ben de boş göndermedim hiçbirini.
ama, işte, elimde anlık kalan mutlulukları da satamam.
tanımını yapamadığım duygulara yem edemem tırnaklarımı.
seneler önce yazmışım ben son şiirimi, artık anca karalıyorum kendimi.
arkana dönüp bakma boşuna, peşinden gelen olamam.
eteğim çoktan yırtıldı, ve sanırım pantalonumu Hitler'den ödünç almışım.

söz, bugün ağlarsam, seni ararım.

2010-08-09

uyandığımda boş bulunup sana sesleniyorum bazen
sana hiç seslenmedim uyanıp
rüyalarımda yolcu ediyorum bazen seni
seni hep yolcu etmişim gibi
doğrusunu yanlışını geçtim çoktan
ben senin beni sevmeni çok istedim çocuk
onca isteyemediğime cevap
onca unutmadığıma inat
bilincimi kalbime katık edip
senin yüzünü kazıdım huzura
nedenler kanatıyor beni çocuk
karşıma çıkıp
dik şu gözlerini gözlerime
konuşmayı hiçbir zaman beceremedin
yüzünü görmeden kurumayacak
buram buram yakıyor işte ziftin peki
sana yazılmışları bilsen
yine giderdin kalbin teklemeden
gözyaşlarımı görsen
anca ağlattığın kızlar listesine eklerdin
ellerimi uzatıp tutmadım biliyorum
ama sana sarılıp uyumayı çok istedim çocuk

2010-08-07

Ani Difranco

"Maybe you don't like your job, maybe you didn't get enough sleep, well nobody likes their job, nobody got enough sleep. Maybe you just had the worst day of your life, but you know, there's no escape, there's no excuse, so just suck up and be nice."

Ani DiFranco



2010-08-04

yüzünü gördüm dün gece, rüyayla hatıra karıştı birbirine.
saçlarının rengi açılmış, gözlerin sanki daha bir derin mavi.
ellerime bakıyordun, ben yazıyordum.
babamın eski daktilosu, fiskos masasından taşıyordu.
kol saati, guguklu saat, daktilo; her tıkla kısılıveriyordu gözlerin.
sen bıkkınlık kokuyordun, ben umursamazlık.
ne yazdığımı hatırlamıyorum, ama arada dudaklarına bakıyordum.
elini uzattın bir an,
derin derimden geçerken kemiklerin kemiklerime oturdu, .
içkini tazelemeye mutfağa giderken, çektin ya elini, kaç kemiğim kırıldı saymadım.
daktilonun harfleri uçuşuyordu tavanda, ben yere uzanmıştım.
gözümün kenarından bir damla yaş akmış, onu sessizliğe kapatmıştım.
konuşuyordun sen, dudakların oynuyordu; saçların cansız, sabit, ben ki sarısına tapardım.
kelimeleri hatırlamıyorum, dudakların oynuyordu; harfler dolanıyordu donmuş kirpiklerime.
yanıma uzandın dün gece; saçların saçlarıma karıştı, kokun doldu duvarlara.
sen aşka koştun ya, sokaktan arkadaşların çağırdığında; kaç köküm yolundu farketmedim.

azizim.

böl ve yönet.
bu sistemin varlığını tartışmıyor olmam, sisteme güvendiğim anlamına gelmez, azizim.
tek bir bedenin içinde bölüyorlar baksana:
etin çürüyecek, ruhun hiç ölmeyecek.
vücudun günah işleyecek, ruhun bundan seneler sonra ödeyecek bedelini.
maddeye bağlı ve maddeden olan her şey pis, yaşadıklarının izi kazınmış bir kere derine, sen ancak maneviyatını temizleyebilirsin.
bedenine sahip olabiliriz ama ruhuna asla!

bedenimle ruhumun arasını neden bozmaya çalışıyorlar, azizim.
benim benden başka kimsem yoksa, beni neden benden ürkütüyorlar? bu ruhun bedenden ayrı varolabildiğine hadi inandılar diyelim, hangisinin temiz hangisinin pis olduğunu tam olarak nerede test ediyorlar?

peki organlarımı yenilerken, cildimi gençleştirirken, vücudumdan toksinleri atmak için terlerken, bedenimi temizlemiş mi kabul ediliyorum? hadi bakalım, ruhum, bedenimden daha yaşlı, daha pis. bir koşu cehenneme gidip günahları yakmak lazım galiba, azizim. ama beni bölmeye and içmiş köpekler, etim çürümeden ruh temizliğine gidemiyorum.

we all float down here