2009-11-24
kısır mısır bilmem ben, dönüyorum işte, daha ne?
misafir miyim hayatıma?
bir kadeh, bir kadeh daha.
dünyaları içebilirim.
vezir de olamam, rezil de.
biraz daha içine bakar anca gözlerim, biraz daha derine dokunur ellerim;
daha bir zıpzıp yürürüm, daha kolay gülerim, ama asıl ayıkken severim.
kaldırım kenarlarına oturup içesim geliyor bazı bazı,
3 numara saçlarımı özlüyorum, o bebek yüzlü serseri bakıyor aynalardan...
büyümükle küçülmek arasında sıkışmayı reddediyorum. 65 yaşındaydım bak az önce; dün gece 19; salıncak görürsem, beşten daha gün almadım.
ukala, ayyaş, yüzeysel, şımarık bir kız çocuğuyum. bakışlarım tatlı ekşi. bembeyaz bir pislik, işte. bana benden daha acımasız olamazsın, dert etme.
kapı gıcırtısına oynar, bulduğum boşlukta mırıldanırım. taptığım sessizliği en çok ben bozarım.
boşver sen önceki duvar kağıtlarımı, bu sabah attım kırmızı boyanın son katını.
2009-11-22
bitti.
beyaz tenin, ellerin ve sesin...
sevilmeyi bilmiyordum daha, sen beni tanımıyordun.
duvarlarıma yumruk ata ata ikna ettin beni.
beni seviyordun. beni seviyordun.
güzelliğim, iyiliğim, değerim, senin gözlerinde gizlenmişti sanki. delilik karışıyordu terime. titriyordu dudaklarım. geldiğin gün biliyordum ya gideceğini, kızıyordum, yıkıyordum, yakıyordum. / görmedin. dinlemedin. bitti. tek bir kelime.
şiirler yazdım sana. defterler doldurdum. bir iki kere gördüm bile seni. gözlerim dolmadı. doldu doldu boşaldı bardaklar.
seni çok seviyordum. rüyalarımda görmüştüm ben seni. ellerini ezbere biliyordum çoktan. bir kaç sokak öteden hissedebiliyordum seni. senindim. bilmediğim tanımadığım beni, sana vermiştim.
adını tekerledim, şarkı yaptım saçına. sana benzeyen adamlarsa, birer saatli bomba.
birlikte uyuduk mu hiç? nasıl öpüşüyordun? 10 adımda bir öperdin beni, ne istiyordun?
seni çok seviyordum. bitti.
2009-11-18
hadi bakalım
(lolipoplar, balonlar, ve acı kahve...)
yakıyor kutunun kapağı
hareket etti mi elim ayağım birbirine dolanıyor
belkiler ve keşkeleri skrm
ama ama diye titriyor gördüğüm bütün dudaklar
bir gün kanatlanıp uçar mı melek diye bekliyorum
beklerken yoluyorum tüyleri birer üçer
havada keskin bir ihanet kokusu
havada parça parça rüya solosu
benigörmüyorbenigörmüyor
bir sabah, mahcup ve korkak
dayansa ya huzur kapıma
bırak tutmasın elimi, kalbimi kavrasın yeter
unuttursun geçmişi, yutsun paslı anahtarları
bir sabah, ani ve hızlı
kayıp gitsin pis lik ler
lunapark olsa ya hayat
tanımıyorum seni, gözlerinin dilini bilmiyorum
dudakların kaç renk bana ne
seviyorum işte
rüyalarımda benimsin sana ne
unut unut silinmiyor ben
uyuyup uyanıp güllere bulanıyor utanmadan
basitsin
ölümüne sevsem seni
gölgemi gölgene diksem hani
ne dikiş tutarsın, ne anlarsın
ne var lan diye anca kendi kıçını yoklarsın
ıslık çala çala keserim saçlarını
döne döne unuturum yalan sevdaları
bana istediğini söyle
dök özünü avuçlarıma
tertemizim bak, sen mi pisleteceksin beni
kutu kutu pense de yiyemez elmaları
danalar da giremez bostana
burası fazla karanlık gülüm, tasın tarağın beriki ovada
2009-11-13
ani
kelimelerin kelimelerime karışmış, konuşa konuşa yaşıyorum seni.
kazınmış saçlarını uzatırken mi uzaklaştın benden?
yoksa benim dikenlerim çok mu sivriydi, sen mi kanadın?
bir kış ortası, kanımda bir öfke, kaçtım gittim senden.
canım acıyordu. ellerim soğuk. evde senin gelmeni beklerken küçücük olmuştum ya ben, sen beni ezemeden yok olmak istedim.
o kapayı kapatırken, dönüşü yoktu biliyordum. sadece ağladığımı görmeni istemedim.
saçlarını, yüzünü, sesini, ne kadar özlediğimi anlatamam.
içimdeki derin boşluk sen olabilir misin?
aramıyorum, sormuyorum, sana uzanamıyorum.
hataların listesini artık yapamıyorum.
koala
dudaklarımdan dökülenlerse çoğunlukla gereksiz.
göğsümdeki koala açlıktan kendi ön ayaklarını yemeye başlamış, bir de onun kanı akıyor damarlarımdan.
ölüme bir adım daha yakınım. daha hızlı çırpıyor kanatlarım.
korkuyorum.
2009-11-10
felç
hiç bir şey yapmak istemiyorum, hiç bir şey yapamıyorum
kaç kitap bitirdin kızım yazdan beri, kaç fotoğraf çektin? yazılarını mı düzenledin, spor mu yaptın? ne işe yararsın sen be kadın?
evet. depresyondayım sanki. ama depresyon gibi de değil.
tarif edemediğim bir felç hali. aynı benim gibi vasıfsız, gereksiz, değersiz.
(arada belirli sıfatlar kavrıyor işte bütün varlığımı, ben kendi ruhuma köle)
kaç sözünü tuttun, gerçekten yapmak istediklerinin kaçını yapabildin?
konuş konuş dur işte, bari çeneni kapamayı öğrensen de başarısızlığının kokusu yayılmasa sokaklara...
korkaksın kızım sen, sevmekten de korkarsın, sevilmekten de. ellerin soğuk, kelimelerin güçlü, peki konuşa konuşa köy olucak mı senden?
benden ne köy olur ne kasaba. korkuturum kendimi, korkuturum insanları, hiç bir şeyim gerçek değil, ben baştan aşağı hikaye. ve bu ucuz, imla hatalarıyla dolu hikaye sürekli kendiyle çelişiyor.
takıldım kaldım. bir şeyi elde edeceğim derken, kendimi zamanın mekanın olmadığı bir boşluğa zımbaladım.
nefret ediyorum. şımarık küçük bir kız çocuğundan öteye gidemiyorum.
2009-11-08
saçma
hep seni düşünmek, ama hep.
hani o kafamın içindeki dijital reklam panosu.
yüzümü unutamıyorum, yüzüne bakamıyorum.
kendi görüş açımdan kurtulamıyorum.
bensen birbirine karıştı da; biz olamıyorum hiç bir yerde.
26 sene önce bugün, ben doğdum.
26 sene önce bugün sen ne yapıyordun acaba?
bugün ne yapıyorsun?
10 things i hate about you
i hate the way you talk to me, and the way you cut your hair
i hate the way you drive my car, i hate it when you stare
i hate your big dumb combat boots, and the way you read my mind
i hate you so much it makes me sick, it even makes me rhyme
i hate it, i hate the way you are always right, i hate it when you lie
i hate it when you make me laugh, even worse when you make me cry
i hate it when you are not around, and the fact that you didn't call
and mostly i hate the way i don't hate you
not even close, not even a little bit, not even at all.
2009-11-07
eksi bir
ben senin bildiğin kadınlardanım.
sevgiyi arıyorum. bulmak istemiyorum.
ruhumu kurutan o sarmaşık olmadan ayakta durabilir miyim, bilmiyorum.
sesini duymuyorum, yanına gelmiyorum, sanırsın ki ben seni sevmiyorum.
saniyeleri çekiyorum birer birer, hayatımı siyah-beyaz basıyorum. dönüp de eski fotoğraflara bakamam, yenilerinden oluk oluk nefret ediyorum.
karanlığımı anlık mutluluklara mı satayım? camlardan yansıyan ışınlara mı kanayım?
soğuk işte ellerim. diken diken zehir tüylerim..
beceriksizim, beceriksizim, ben anca kendi derimi delerim.
hıyarsız cacık olmaz.
benden âlâ hıyar olmaz.
doğumgünümde tek istediğim, bir şişe jack, biraz güneş, biraz sevgi.
bir tek jack yakışıyor üstüme, bir tek onu satın alabiliyorum.
aptallık diz boyu, yüzülmüyor bile içinde.
hadi ağlatın beni artık. hıçkırıklarımı kaçırın rüyalarımdan. kabuslarımdan kopsun ölümsüz yaşam. hadi.
küçülmüş yine ellerim, ellerim yine silah bozuntusu. vuruyorum vuruyorum, ölmüyorum.
Labels
- bedtime stories (11)
- confessions full of jack (21)
and then there were:
-
►
2012
(92)
- December (1)
- November (6)
- October (1)
- September (9)
- August (3)
- July (5)
- June (5)
- May (14)
- April (14)
- March (9)
- February (7)
- January (18)
-
►
2011
(124)
- December (9)
- November (15)
- October (11)
- September (14)
- August (17)
- July (8)
- June (9)
- May (8)
- April (9)
- March (5)
- February (5)
- January (14)