: kısa daha da kısa
korkuyordu makastan. saçlarını kestirmekten hoşlanmadı hiçbir zaman. ama kısa saç kullanmayı seviyordu. kulağının dibinde açılıp kapandıkça makas kaçmaya çalışıyordu kulağı, berber sinirleniyordu - oynatma başını. neyse ki gülümseyince o, berberin siniri geçiyordu. -oldu mu? -kısa, daha da kısa.
tekrar başlıyordu kesim. en başından. kısa kısa saçlar başının etrafından dökülüyordu. yanağına, boynuna yapışıyor, klimanın rüzgarından bir süre uçuşuyor, dudaklarına bile dökülüyordu. saç değil gözyaşı onlar diyordu içinden, ben de bilirim bak ağlamayı.
-tamam, bitti.
-kısa, daha da kısa.
-kestik ya işte kısa.
ensesinden bir şaplak sesi çıkardı berber: -geç oldu, bu saatten sonra saç değil kız keserim. pis pis gülümsüyordu işte berber aynada. ustura elinin hemen yanında duruyordu. ayağa kalkıp gülümseyerek berbere dönerken, sapını avcuna yerleştirdiğini farketmedi bile.
asıl yaşamları kısa kesmek lazım, dedi içinde biri.
saç öbekleri, kan göletleri arasında seçilen ayak izleriyle doluydu yer. berber kaçmaya çalışmıştı. boğazındaki çizgiden artık bir şey akmıyordu, çizgi de değil bir kara delik gibiydi kurumuş kan. berberin mavi gözleri açıktı. cansız berberin, cansız kotunun cebinden çakmağı aldı, sigarasını yaktı.
-üzülme, kestik işte kısa.
2010-06-23
2010-06-21
some people can't stand the ticking of a clock more than ten minutes, yet puberty installs one in most women without informed consent, and lets it tick for 30 years.
2010-06-05
ufacık ellerle, ufacık kalplere tutunmaya çalışıyoruz. ne kadar denersek deneyelim, tutunduğumuz şeyin kalp olduğundan bile emin olamıyoruz. biz saniyelerimizle, kanımızla kutsamışız sevgiyi, sevilenler onları rengarenk misketler sanmış. Çocuk, Aptal, ve Cahil sokakta sıralanmışlar bir de oynamaya çalışıyorlar. hadi gizlediğin siyahını çıkar çantandan ve otur izle. kafan karışmış senin: kendini değil onları ifşa ettin sen, çırılçıplaklar artık insanlığın önünde. korkma seni gördüğü anda kaçarak uzaklaşıyor zaten artık Yalan, birandan bir yudum daha al, daha okunacak çok şey var. bir başka şehrin bir başka baharında başka başka Yalanlar yine seni kandırmaya çalışacaklar, yine kanayacak, yine sarsılacaksın: ne ilk ne de son. ezbere biliyorsun, adlarını bile unutacaksın. yazılarındaki çürük koku, gözlerinin yalan makinesine benzin olacaklar en fazla. -sanki Aptal, Cahil ve Yalanı, kendini hep tetikte tutmak için dibinde barındıyorsun...ne olmak istemediğini tutuyorsun gözlerinin önünde, basitliği unutmamak için her gün bakıyorsun Basitin gözlerinin içine...
2010-06-04
Subscribe to:
Posts (Atom)
Labels
- bedtime stories (11)
- confessions full of jack (21)
and then there were:
-
►
2012
(92)
- December (1)
- November (6)
- October (1)
- September (9)
- August (3)
- July (5)
- June (5)
- May (14)
- April (14)
- March (9)
- February (7)
- January (18)
-
►
2011
(124)
- December (9)
- November (15)
- October (11)
- September (14)
- August (17)
- July (8)
- June (9)
- May (8)
- April (9)
- March (5)
- February (5)
- January (14)