2010-05-30

valla memur bey, ben de emin değilim, en son kalem tutuyordum onlarla, duyduğum bir sese çevirdim gözlerimi, tekrar dönüp baktığımda, yoklardı. evet, kaptı-kaçtı durumu olabilir. ama bakın, sanki sadece silinmişler....

ellerimi sildiler dün gece
köşe başında pusu kurmuş hainler
dişlerini bileye bileye beklemişler ayak seslerimi
öfke büyütmüşler gözlerinde, kollarında ağırlaşmış
ucubebeleri

ellerimi sildiler anne! ellerimi sildiler!
kan akmıyor korkma, bir tek nefesim kesiliyor.

şikayetçi değilim memur bey, kimlerin yaptığını zaten biliyorum
kavgam yok memur bey, ben ellerimi onlarsız da siliyorum

/bir gün ağzımdan doğacak bütün pisliklerim
küçük bir pislik oturacak dizlerimde
o güneşsiz ben nefessiz kalmayacağım bir daha
bir gün kusacağım bütün kötüyü
kötümle gideceğim lunaparka
atlı karıncaya bile bineceğim

oğlum, ben aslında katıksız tembelim.
sevişmeye de, öldürmeye de üşenirim.
ne duruyorsun? çıkar çekmeceden tabancanı. evirip-çevirme lafı, hepimiz biliyoruz varlığıyla övündüğün silahın çamurdan yapıldığını. ama ben bir sır biliyorum, sen git getir, söz bak, ölümün bu gece burda kendi tabancanla kendi ellerinden olacak. (en fazla bir kuyruk işler benden sana)

öfke ve acımanın karışımıyla bulanıyor midem. çürümüşlüğü onca kat boyaya, cilaya rağmen buram buram kokuyor. sıkıldım ben bu oyuncaktan, yeni modelinden istiyorum. kırıyorum, küçük küçük, parça parça hiçliğe katıyorum. bir türlü bitmiyor,
öfkeleniyorum. o durdukça ben de kokuyorum.

varlığın gereksizse, yokluğun zaten iz bırakmaz. (benden akanlar ne kan ne de gözyaşı, uluyorum işte çaktırmadan, boyana süsüne kandım ya bile bile, işte, şimdi, lades!) /ben içini ilk gün gördüm. üzgünüm bu kadar çabuk sıkılmayı ben de beklemiyordum.

hadi git geber.
korkma, porselen bebek cennetinde kokunu alamazlar.
onların gözleri de görmez, rahat rahat değiştirirsin donuk maskelerini.

2010-05-29

from "marlene vs. alfred"

"kusura bakmayınız bunun için marlene,
sizi sonsuza dek seveceğim :)
"

(yaş aldıkça hayattan, gözlerimin dolma hızı da artıyor.
daha çabuk çörekleniyor boğazıma kurbağa, dudaklarım artık açıkça titriyor.)

sonsuzluk ve sevgiyi yanlış biliyorsun.
yanlış biliyorsun beni.

geceyarıları, şişedipleri, çöpkalıntılarında yazdığın yazılar;
ettiğin yeminler; solelimiz, ve Ortaköy'den alınmış o paslı sandık anahtarı; birer üçer
gözyaşlarıma karışıyorlar işte...
canım acımıyor, inip kalkmıyor göğsüm, ellerim bembeyaz olmuyor.
ağlıyorum sadece, yanlışlarına ve yalanlarına, güçsüzlüğüne ve zalimliğine ağlıyorum.
pişmanlık, köpeğin taşı ısırmasına benzermiş ya hani; aptallık yani. pişmanlığa inanmazdım, bilirsin. senelerce ince ince işledin beni, bak artık ben de pişmanım: ah keşke seni hiç yaşamasaydım.
pişmanlığıma ağlıyorum. ne kadar atsam da, ne kadar silsem de, yoktan var olur gibi gözlerime yapışan kelimelerine, sana değmiş eşyalara, seni sevmiş kalbime ağlıyorum.

beni nasıl seveceksin çocuk? yanlış biliyorsun beni, kalbin de gözlerin de yalan söylüyor sana. peki sonsuzluğa karıştığımda, özüm izim olduğunda, rengimi nasıl algılayacaksın?

sus çocuk.
bak bütün isyanım akıyor yanaklarımdan. sesin akıyor, kokun akıyor, adının-yüzünün etrafına zamkladığım hale akıyor. nasıl izin verdim bana dokunmana, nasıl insanlıktan çıktım ben yanında, yakınında?
sus, çocuk.
geçmişten uzatma kollarını.
ağlıyorum, çocuk. artık ağlamaktan utanmıyorum.
bu yükü taşımaktan yoruldum anlıyor musun?... affedebilmek için, beni, önce günahlarımı akıtmam lazım.

kusura bakmayınız bunun için alfred,
yeni hayatıma başlamadan önce,
ruhumu sizden temizleyeceğim...


not: "marlene vs. alfred" mektuplar ve fotoğraflarla ilerleyen bir hikaye. çok uzun zamandır üstünde çalışmamıştım. bitmeyen ve belki de hiç bitmeyecek bir proje.


2010-05-20

Bertrand Russell

It is preoccupation with possession, more than anything else, that prevents men from living freely and nobly.
Principles of Social Reconstruction (1917)

The fundamental defect of fathers is that they want their children to be a credit to them.
The New York Times (1963)

The life of man is a long march through the night, surrounded by invisible foes, tortured by weariness and pain, towards a goal that few can hope to reach, and where none may tarry long.

Not enough evidence, God, not enough evidence.

2010-05-18

just a spoonful of dvd-rip,
and your mp3 player reads you Nutuk on the go :)


p+s: my newly born Reader, carries all my notes and articles. so liberating. yes.
i am not really here

2010-05-12

"the life i want" keeps changing. Not unlike my mood, yet to its own beat.
The set of feelings "the life i want" aims for is constant.


A society that demands conformity and conservatism finds both reason and satisfaction irrelevant to its prosperity. Thus, the paradox of seeking emotional harmony through naked logic won't necessarily provoke a discussion.

we all float down here