bir kutu sevgi var elimde
(lolipoplar, balonlar, ve acı kahve...)
yakıyor kutunun kapağı
hareket etti mi elim ayağım birbirine dolanıyor
belkiler ve keşkeleri skrm
ama ama diye titriyor gördüğüm bütün dudaklar
bir gün kanatlanıp uçar mı melek diye bekliyorum
beklerken yoluyorum tüyleri birer üçer
havada keskin bir ihanet kokusu
havada parça parça rüya solosu
benigörmüyorbenigörmüyor
bir sabah, mahcup ve korkak
dayansa ya huzur kapıma
bırak tutmasın elimi, kalbimi kavrasın yeter
unuttursun geçmişi, yutsun paslı anahtarları
bir sabah, ani ve hızlı
kayıp gitsin pis lik ler
lunapark olsa ya hayat
tanımıyorum seni, gözlerinin dilini bilmiyorum
dudakların kaç renk bana ne
seviyorum işte
rüyalarımda benimsin sana ne
unut unut silinmiyor ben
uyuyup uyanıp güllere bulanıyor utanmadan
basitsin
ölümüne sevsem seni
gölgemi gölgene diksem hani
ne dikiş tutarsın, ne anlarsın
ne var lan diye anca kendi kıçını yoklarsın
ıslık çala çala keserim saçlarını
döne döne unuturum yalan sevdaları
bana istediğini söyle
dök özünü avuçlarıma
tertemizim bak, sen mi pisleteceksin beni
kutu kutu pense de yiyemez elmaları
danalar da giremez bostana
burası fazla karanlık gülüm, tasın tarağın beriki ovada
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
Labels
- bedtime stories (11)
- confessions full of jack (21)
and then there were:
-
►
2012
(92)
- December (1)
- November (6)
- October (1)
- September (9)
- August (3)
- July (5)
- June (5)
- May (14)
- April (14)
- March (9)
- February (7)
- January (18)
-
►
2011
(124)
- December (9)
- November (15)
- October (11)
- September (14)
- August (17)
- July (8)
- June (9)
- May (8)
- April (9)
- March (5)
- February (5)
- January (14)
No comments:
Post a Comment